Sosyal Güvenlik Uzmanı Özgür Erdursun, Türkiye’deki ücretli çalışanların vergi sisteminin son 20-25 yılda önemli bir değişim geçirdiğini vurguluyor. Bu değişimin en dikkat çekici göstergesi, ilk vergi diliminin asgari ücrete oranındaki düşüş. 2000 yılında brüt asgari ücret 118,8 TL iken, ilk vergi dilimi 2.500 TL seviyesindeydi; bu oran 21 kat iken, 2026’da brüt asgari ücretin 33.030 TL’ye yükselmesiyle ilk vergi dilimi yalnızca 190.000 TL olabiliyor, yani oran 5,8 katı buluyor.
Erdursun, bu daralmanın temel sebebinin vergi dilimlerinin yalnızca yeniden değerleme oranında artırılması olduğunu ifade ediyor. Asgari ücretin ise enflasyon ve ek zamlar nedeniyle daha hızlı artması, çalışanların yıl içinde hızlı bir şekilde üst vergi dilimlerine geçmelerine neden oluyor.
**Aynı Maaş, Azalan Net Gelir**
Günümüzde maaş sistemi, “yıl boyunca aynı maaşı alıyor olabilirsiniz, ancak net geliriniz düşüyor” şeklinde işleyecek şekilde tasarlandı. Özgür Erdursun’un verdiği örneklerle bu durum daha da somutlaşıyor:
– Brüt 50.000 TL maaş alan bir çalışanın yıl başındaki net geliri 40.200 TL iken, yıl sonunda bu rakam 36.500 TL’ye düşüyor; bu da aylık 3.700 TL kayıp anlamına geliyor. Yüzde 15 vergi dilimi sadece 4 ay sürüyor.
– Brüt 100.000 TL maaş için yıl başı neti 75.900 TL iken, yıl sonunda en düşük net 65.700 TL’ye düşüyor; bu durumda aylık kayıp 10.000 TL.
– Brüt 150.000 TL ve üstü maaş alanlarda, yüzde 15 dilimi yalnızca 1 ay sürüyor ve Nisan ayı gibi erken dönemlerde yüzde 27 dilimine geçiliyor.
– Brüt 297.000 TL maaş alan bir çalışanın net maaşı yıl ortasından sonra 167.000 TL’ye kadar iniyor; aylık kayıp ise 47.000 TL olarak hesaplanıyor.
Çalışanlar yılın büyük bir kısmını en yüksek vergi dilimlerinde geçiriyor. Erdursun, “Gelir arttıkça yalnızca ödenen vergi artmıyor; yüksek vergi diliminde kalma süresi de uzuyor ve bu süreç daha erken başlıyor” diyor.
**25 Yılda Koruma Alanı Dört Kat Daraldı**
Erdursun’un grafiklerine göre, ilk vergi diliminin asgari ücrete oranı şu şekilde düşüş göstermiştir:
– 2000: 21 kat
– 2005: 13,5 kat
– 2010: 11,5 kat
– 2015: 9,4 kat
– 2020: 7,5 kat
– 2026: 5,8 kat
Sonuç olarak, geçmişte çalışanlar neredeyse tüm yıl boyunca yüzde 15 vergi diliminde kalırken, günümüzde daha kısa sürede yüzde 20 ve yüzde 27 dilimlerine geçmek zorunda kalıyorlar. Bu durum, net maaşların yıl içinde öngörülemez bir şekilde düşmesine sebep oluyor.
**Sistem “Çok Kazanan Çok Öder” İlkesiyle Çelişiyor**
Erdursun, mevcut sorunun yalnızca yüksek vergi oranlarıyla sınırlı olmadığını; aynı zamanda vergi dilimlerinin ücret artışlarını karşılayamamasıyla da ilgili olduğunu belirtiyor. Maaş zammı alan bir çalışan, cebine daha fazla para girmesi yerine daha erken ve daha uzun süre yüksek vergi ödemeye başlıyor. Bu durum, hem çalışma motivasyonunu hem de adalet algısını olumsuz etkiliyor.
**Çözüm Önerileri**
Erdursun, bu sorunun teknik olarak düzeltilebilir olduğunu ve aşağıdaki adımların atılmasını öneriyor:
– **Endeksleme:** İlk vergi diliminin asgari ücret veya ortalama ücrete endekslenmesi ve en az 15-20 kat seviyesine çıkarılması.
– **Sık Güncelleme:** Yüksek enflasyon dönemlerinde vergi dilimlerinin yılda bir değil, altı ayda bir güncellenmesi.
– **Vergi Tamponu:** Her çalışan için belirli bir gelir kısmının yıl boyunca düşük dilimde sabit tutulması.
– **Ücret-Sermaye Ayrımı:** Ücret gelirlerinin daha koruyucu bir yapıya kavuşturulması.
– **Net Maaş İstikrarı:** Yıl içinde net maaşın belirli bir bantta kalmasını sağlayacak bir mekanizmanın kurulması.
Sonuç olarak, vergi sistemi yalnızca bütçe geliri oluşturmakla kalmıyor; aynı zamanda gelir dağılımını, çalışma motivasyonunu ve toplumsal adalet algısını da etkiliyor. Erdursun, “21 kattan 5,8 kata düşen bu yapı düzeltilmeden ücretliler üzerindeki vergi baskısı azaltılamaz” uyarısında bulunuyor.