Umut ve umutsuzluk arasındaki hızlı gitgeller: “Çorak” ve “Bahar” izleyicilerle buluşuyor

Kapak resmi: Cebrail Ötgün,-, 2023, çift tuvale akrilik, talaş, 135×196 cm,-

Cebrail Ötgün‘ün “Çorak”, Hüsnü Dokak‘ın ise “Bahar” temasıyla izleyicinin karşısına çıkıyor.

9 Mayıs Salı günü saat 18:00’de açılışı gerçekleştirilecek olan sergi Ankara Zülfü Livaneli Kültür Merkezi’nde 9-30 Mayıs 2023 tarihleri arasında izleyicilerin ziyaretine açık olacak. 

“Çorak”

Krizler çağında yaşadığımızdan kuşkumuz yok. Hemen her alanda eşitsizliği, kırılganlığı, yaralanabilirliği yoğun bir şekilde hissediyoruz. İçinde yer aldığımız ilişkiler sisteminde bir yerlere sürükleniyoruz. Hem içindeyiz hem de onlarsız düşünemiyoruz. Belki biraz yapıp ettiklerimizle gerçeği anlamaya, onları aşmaya çalışıyoruz. Başka türlüsü her zaman mümkündür. Benim kaygım ‘kazanımlar’ değil, ‘yitirilenler’ üzerine. Bugün sanatçının öncelikli olarak gerçekten söyleyebileceği bir şey varsa muhalif olması gerekir. Ya da böyle bir şey kaçınılmazdır. Bana göre sanat, sanatçının kendi yaşantısına, yaşama bir yön verme kararıdır. Bir ‘kendine sahip çıkma’ durumudur. Eğer sanat bir yaratma eylemiyse, yaratmak da bir ‘karşı duruş’ – direnme eylemidir, biçimidir.

Cebrail Ötgün 


Hüsnü Dokak, Mahrem Serisinden, 2023_4

 

“Bahar”

Pandemi, seçim ve deprem. Olağan hayatlarımızın seyrini değiştirme gücüne sahip üç güçlü kavram. Pandemi, alışkın olmadığımız ama alışmak zorunda kaldığımız yeni bir yaşama tarzını dayattı bize. Seçim, neredeyse iki yıldır gündemimizde ve geleceğe yönelik güzel hayaller kurmamızı sağladı. Ama, beklentilerimizi karşılamama korkusunu da yaşatmıyor değil. Çünkü, umudumuzu ve hayallerimizi başak tarlasına dadanan kargalar gibi boşa çıkarmaya çalışanların varlığı can sıkıcı olmaya devam ediyor. Deprem, depreme yakalananların onlarca yıllık geleceklerini ve mahremiyetlerini yok etti ve sonuçları hepimizi uzun yıllar etkileyecek devasa bir soruna dönüştü.

Yalanın gerçeğe tercih edildiği günlerden de geçiyoruz ayrıca. Neyin doğru neyin yanlış olduğu konusunda kafalarımız karışık olduğundan yalancı bahara aldanan badem ağacının durumuna düşme durumu başlı başına toplumsal bir sorun olarak orta yerde duruyor. Yanlışı meşrulaştırma ve olağan hale getirme riski var.

Bunlara çevre kirliliğini, iklimin yarattığı sorunları, hayvan katliamlarını, kadın cinayetlerini, çocuk istismarını da ekleyebilirsiniz.

Son yıllarda resimlerimde ağırlıklı olan konulardır bunlar. Her biri ile ayrı ayrı ilgilenmem sanatı aktivist yurttaş kimliği ile yapmayı benimsediğimdendir. Işıklı kutuların, kolilerin, gömleğe ve yeleğe dönüşmeyi bekleyen bezin, meyve vermese de muhteşem çiçek açan sakuraların, salkım söğütlerin ve tan ağarmasının görüntüleri bu sergide “bahar” adı altında gerçeğin, umudun ve beklentinin metaforu olarak kullanıldılar. Bendeki arzu, çorak günlerin bereketli bahar günlerine dönüşeceğini hayal etme ve onu yeniden görme / yaşama arzusudur belki.

Hüsnü Dokak


Cebrail Ötgün, 2023, tuvale akrilik, talaş, 80×100 cm,

 

Hüsnü Dokak, Mahrem Serisinden, 2023_1

 

 

 

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*