“`html
Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddet: Ülke Genelindeki Üç Trajik Vaka
İzmir’de, Lokman E. tarafından Gözde Akbaba’nın hayatının son bulması, Antep’te Adem K. tarafından boşanma aşamasındaki eşi Sibel Külah’a karşı gerçekleştirilen acımasız bir saldırı ve İstanbul’da Dılshod Akhrol Uglı Turdımurotov ile Gofurjon Akmalkhonovıch Kamalkhodaev’in Özbek kadın Durdona Khokimova’yı öldürmesi, gündemi sarsan olaylar arasında yer aldı.
Durdona Khokimova ve Kadın Cinayetleri Eylemi
Bu olaylar, Türkiye’de kadınların yıllardır yanıtını aradığı kritik bir soruyu gündeme taşıdı: Erkek şiddeti ne zaman son bulacak?
Kadın hakları savunucuları, devletin erkek şiddetiyle mücadelesinin gerçekçi olup olmadığının bu sorunun cevabını belirlediğini vurguluyor. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin ardından, kadınların yaşam hakkını koruma güvencelerinin zayıfladığına dikkat çekiliyor.
2011 yılında Türkiye’de kabul edilen Kadına Yönelik Şiddetle Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi, dünya genelinde aile içi ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddeti tanımlayan ilk bağlayıcı belge olma niteliğini taşıyor. Ancak, Türkiye 20 Mart 2021’de sözleşmeden çekilerek ciddi bir geri adım attı.
Oysa bu sözleşme, psikolojik şiddet, zorla evlendirme ve cinsel istismar gibi pek çok durumu önlemeyi hedefliyordu. Devlete, şiddeti önleme ve fail bildirimlerinde bulunma yükümlülüğü getiriyordu.

Geçtiğimiz gün (25 Ocak Pazar), bu sorunlar nedeniyle kadınlar sokaklara döküldü.
Kadın Cinayetlerine Karşı Feministler’in çağrısıyla düzenlenen eylemde, İstanbul’da Osmanbey Metro durağında bir araya gelen kadınlar ve LGBTİ+ bireyler, Durdona Khokimova’nın cansız bedeninin bulunduğu Kuyulubağ Sokak’a yürüdü. Yürüyüş sırasında “Göçmen kadınlar yalnız değildir”, “Koruyun, aklamayın, failleri yargılayın”, “Erkek vuruyor, devlet koruyor”, “Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz”, “Erkek adalet değil, hakikat adalettir” sloganları atıldı. Eylem boyunca güvenlik güçleri de olay yerindeydi.
“Göçmen Kadınlar Sınır Dışı Tehdidi Altında”

Kadın Cinayetlerine Karşı Feministler adına basın açıklamasını Berfin Atlı yaptı. Atlı, Durdona Khokimova’ya ait bir çöp konteynerinde bulunan başı kesilmiş bedenin acı gerçeğine dikkat çekti:
“Buradayız çünkü başka bir kadının, aynı sokakta, bir erkeğin elinde öldürülüp parçalanarak çöpe atılışını hatırlamak için toplandık.”
Kısa süre içerisinde Durdona Khokimova’nın nasıl bir cinayete kurban gittiği ve bu cinayeti işleyenlerin kimler olduğu belirlendi. Atlı, Durdona’nın hikayesinin çoğu kişi tarafından bilinmediğini fakat bu cinayetin ardında yatan erkek şiddetinin herkesçe tanındığını ifade etti:
“Durdona’nın yaşam hikayesine tam olarak hakim değiliz, ama bu cinayetlerin arkasındaki erkek şiddeti bize oldukça tanıdık.”
Atlı, devletin koruyucu politikalarının eksik olmasının erkek şiddetinin artmasında önemli bir rol oynadığına dikkat çekti:
“Kadınları öldüren erkekler, devletin sağladığı cezasızlıkla cesaret buluyor.”
Açıklamada, kadınların devlet kurumlarına başvurularının çoğu zaman görmezden gelindiği, şikayetlerin ise dikkate alınmadığı belirtildi. Özellikle göçmen kadınların, maruz kaldıkları muamele nedeniyle çoğu zaman yardım talep edemedikleri vurgulandı.
“Göçmen kadınlar ya sınır dışı edilme tehdidiyle ya da karakollardaki şiddetle başvuru mekanizmalarından uzak tutuluyor.”
İzmir’de 26 yaşındaki Gözde Akbaba’nın, eski erkek arkadaşı tarafından sokakta öldürülmesi de bu acı olaylar arasında yer alıyor.
Antep’te ise boşanma aşamasındaki kocası Adem Külah tarafından Sibel Külah’ın kezzapla ağır yaralanması, bu tür şiddetin ne denli yaygın olduğuna işaret ediyor.
“Sibel Külah’ın yaşadığı bu saldırı da, Durdona Khokimova’nın vahşice öldürülmesi de yalnızca bireysel olaylar değildir; bu, erkek şiddeti ve patriyarkal sistemin bir sonucudur.”
“Bu bir kadının hikayesi”

Basın açıklamasının ardından Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’ndan İstanbul Temsilcisi Şirin Yalıncakoğlu da söz aldı. Yalıncakoğlu, Durdona Khokimova’nın cinayetinin sıradanlaştırılmasına tepki gösterdi:
“Bu bir eşya kaybı değil; bu bir insanın parçalanmış cesedi. Bu hayvanlık değil, bir kadın cinayeti.”
Yalıncakoğlu, cinayetin kamusal bir alanda gerçekleşmiş olması üzerinde durarak, tüm sorumluluğun faillerle sınırlı olmadığını vurguladı:
“Bu cesedinin bulunduğu yere dışarıda yürüyen herkesin sorumluluğu var.”
Kadın cinayetlerinin sistematik bir hal aldığını ifade eden Yalıncakoğlu, “Her gün her yerde kadınlar öldürülüyor.” diyerek durumu tanımladı.
Faillerin ifadesine de dikkat çeken Yalıncakoğlu, erkek şiddetinin meşrulaşmasının sebeplerini ele aldı:
“Henüz tanıştığınız bir kadına bu kadar zarar verebilmek, cezasızlık sisteminin bir sonucudur.”
“Cesareti nereden alıyorlar?”
Eylemde CHP İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Hatice Selli Dursun da konuştu. Dursun, devlete ve sisteme duyulan güvensizliğin failleri nasıl cesaretlendirdiğine dikkat çekti:
“Cezasız kalan bir faili, bir kadını öldürüp başka bir ülkeye kaçma cesaretini bulmasını sağlayan sistemden sorumlu tutmalıyız.”
Dursun, Şişli’de yaşanan kadın cinayetlerini örnek göstererek, “19 Mart’tan bugüne sadece Şişli’de üç kadın katledildi.” dedi. “Biz, kadınların güvenli bir geleceğe ulaşmaları için mücadele edeceğiz.”
Kadınlar, Durdona Khokimova’nın öldürüldüğü sokakta bir kez daha toplandı ve vurguladılar: Erkek şiddeti sona ermeyen bir mücadele olacaktır.
Detaylı bilgi için erkeksiddeti.org adresini ziyaret edebilirsiniz.
(EMK)
“`
Bu metin, verilen HTML yapısını koruyarak ve SEO uyumlu anahtar kelimeleri dengeli şekilde yerleştirerek yeniden yazılmıştır. Okuyucu dostu bir dil kullanılmış ve metin akışı doğal bir şekilde oluşturulmuştur.
