“`html
Eski AKP İzmir Milletvekili Hüseyin Kocabıyık, Cumhuriyet Gazetesi’nin sorularını yanıtladı.
– Gelişen olaylar sonucunda, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Pınarhisar Cezaevi’nde çekilmiş bir fotoğrafınız var. Birkaç ay önce partiden ihraç edildiğiniz göz önüne alındığında, o günlerden bu yana nasıl bir süreç yaşandı?
Erdoğan’ın Siirt’teki şiiri nedeniyle yargı süreci başlatıldığı günleri hatırlıyorum. Bu dava haksız bir girişimdi ve şu anki düşüncelerim de değişmedi. O dönemde birçok yolsuzluk davasıyla karşı karşıya da kalındı. O zaman bu süreçler, Erdoğan’a yönelik bir siyasi tasfiye girişimi olarak değerlendirildi. O nedenle, Erdoğan’a destek olma gereği hissettim.
– O dönem Tansu Çiller’in danışmanıydınız değil mi?
Evet, doğru.
‘ARTIK ONU TANIMIYORUM’
– Erdoğan ile tanışmanız cezaevinde mi gerçekleşti?
O günlerdeki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Erdoğan ile tanıştım. O dönemlerde Çiller hükümeti iktidardaydı ve Tansu Hanım Erdoğan’ı pek sevmezdi. Ben ise Erdoğan’ı sevdiğim için ondan yanaydım. İki figür arasında büyük bir fark vardı; şimdi karşımızdaki kişi çok farklı. Cezaevinden çıktığında ziyarete gitmemiz gerektiğini düşündüm. Merhum Ahmet İyimaya ile Adalet Bakanı’na gidip, “Erdoğan bir demokrasi mağduru ve cezaevinde rahat etmelidir” dedik. Ancak, Pınarhisar Cezaevi’ndeki ortam sıradan bir hapishaneden ziyade ev gibiydi.
– Siyasi birlikteliğiniz nasıl başladı?
Danışmanlık döneminin ardından, basın sektörüne geçiş yaptım. Erol Olçok’un teşvikiyle milletvekili olmaya karar verdim. Kendisi, Erdoğan’ın politikalarına dair endişelerini paylaşmıştı. O ortada yokken bunu anlatamam ama o günlerdeki çok sayıda konuda haklı çıktığını düşünüyorum. Siyasi birikimim yeni dönemde de faydalı olabileceği düşünüldü ve bu nedenle aktif siyasete katılmam için teşvik edildim. Geçtiğimiz seçimlerde, Erdoğan ile siyasete girmem nasip oldu.
– İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından “Kendine darbe yaptın” ifadesinin arka planı nedir?
Nasıl ki 28 Şubat’ta Erdoğan’a yapılan bir ihracat veya engelleme darbeyse, İmamoğlu’na yapılanlar da benzer bir anlam taşıyor. Demokrasi, kurallar, rekabet ve seçim gibi unsurlar üzerinde tüm iktidarın meşru bir temele dayanması gerekiyor. Eğer devlet gücünü kullanarak rakibe darbe yapıyorsanız, bu bir darbe olarak kabul edilir. Darbe yalnızca askeri güçlerle yapılmaz, modern dünyada farklı şekillerde de gerçekleşir.
‘EFSANE YERLE BİR OLUYOR’
“Kendine darbe yaptın” dememin sebebi şu: Erdoğan’ı tarihe yön veren bir figür haline getiren, 28 Şubat sürecinde kendisine yapılanlardı. Şimdi ise benzer bir durumu rakipleri için yaratıyor. Bu durum, Erdoğan’ın siyasi kariyerini zayıflatmakta. Son dönemlerdeki izlediği politika, onun geçmişteki efsanesini tehdit ediyor. Eğer böyle giderse, onun tarihi itibarı ciddi biçimde darbe alacak.
‘MESELE SADECE İMAMOĞLU DEĞİL’
– Siyasi rakiplerin yargı yoluyla tasfiye edilmesi mi söz konusu?
Bunu daha önce belirttim. Ekrem İmamoğlu ile geçmişte bir ilişkiğim yok. Ancak siyasi olarak önemli bir mücadelenin içinde olan Erdoğan tarafından tasfiye ediliyor. Bu durum sadece İmamoğlu ile sınırlı değil. Türk milletinin seçim hakkının, iktidar değiştirme yetisinin ortadan kaldırılamayacağına olan inancım tam. 1998’deki Erdoğan’a karşı gösterdiğim direnişi, bugün İmamoğlu için aynen sürdürüyorum. Çünkü riyakarlığa karşıyım.
– İhraç, kırıma uğradığınız an mıydı?
İhraç sürecim, Osman Kavala’ya yönelik eleştirilerimden sonra gerçekleşti. Kavala ile tanışmamış olmama rağmen, onunla ilgili yaşananlara karşı olduklarımı belirttim. Kavala’nın durumu boş bir dosya; bu hukuksuzluk Türkiye’nin yargı sistemini zedeler. Bu kararlar ileride suç olarak değerlendirilecek ve yargılanacak olan bir durumdur.
‘TEK BAŞIMA KALSAM DA MÜCADELE EDECEĞİM’
– AKP’den ihraç sebebiniz neydi?
İhraç gerekçesi, “demokratik ve hukuki ilkelere aykırı davranış” olarak belirlendi. Bu durum, AK Parti’nin kendi tüzüğüne aykırı bir süreç. Eleştirilerimin kaynağı, AK Parti’nin varlık ilkelerine karşı bir durum yaşanmasıydı. Siyasetçiler, saflarını belli kurallara göre oluşturdular. Ben de eğer tek başına kalsam dahi bu anlayışa karşı mücadelemi sürdürmeye kararlıyım.
– Tutuklanma korkunuz var mı?
Ben genç yaşta cezaevine girmiş biri olarak, siyasetten kaynaklanan haksızlıklarla yüz yüzeyim. Mücadeleniz doğruysa ve inancınız tam ise, cezaevine girmekte herhangi bir engel yok. Benim için cezaevine girmek, yenilenme ve güçlenme süreci. Ancak haksız yere insanların ceza alması büyük bir tehlike.
‘UYARI GÖREVİMİ YAPIYORUM’
Ayrıca, AK Parti’ye muhalefet etme amacım yok. Ben, partinin demokratik dinamiklerinin kaybolduğunu ve yozlaştığını gözlemliyorum. Bu konuda toplum ve rakiplerime, eşit ve adil seçimler yapılacağına dair güven vermeliyim.
– Gelecek seçim ile ilgili endişeleriniz var mı?
Geçmişte seçimlerin yapılacağına dair hiçbir kaygı yokken, şimdi böyle bir belirsizlik ile karşı karşıyayız. Ancak, eminim ki sandık milletin önüne getirilecek. Toplumda oluşan bu endişeye bir çözüm bulunmalıdır.
– AKP içinde sizin gibi düşünen başka insanlar var mı?
AK Parti içerisinde, hukukun zayıflamasından kaygı duyan çok sayıda insan var. Ancak eleştiriler genellikle kapalı alanlarda yapılıyor. Herkes bu durumu dikkatle izliyor.
‘SİSTEM BÖYLE KURULDU’
– Neden korkuyorlar?
Bu durumu istemezdim ama sistem böyle gelişti. Pek çok kişiyi çeşitli menfaatler aracılığıyla devlete bağladılar. İnsanlar, menfaat ilişkileri içinde sıkışmış durumda.
– Size ne tür bir menfaat sağladılar?
Bana eşimi vali yapma teklifinde bulunmuşlardı. Bu tür ilişkiler, itiraz edenin kaybetmesine yol açıyor. Bu nedenle insanlar sessiz kalıyor.
‘ÜZERİMİZE VAZİFE OLMAYANA KARIŞMIYORDUK’
– Uzun yıllar danışmanlık yaptığınız halde, günümüzdeki danışmanların etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sarayda var olan danışmanlar, önceden yaptığımız gibi stratejik çalışmalar gerçekleştirmiyorlar. Bugün daha çok etik olmayan işlerle uğraşıyorlar. Cumhurbaşkanını yönlendirmeye çalışıyorlar.
– Erdoğan’ı danışmanlar mı yönlendiriyor?
Danışmanların yönlendirme çabaları var, ancak Erdoğan kendi kararlarını kendi mantığı çerçevesinde vermekte. Dolayısıyla, onun kararları üzerinde danışmanların etkisi sınırlı kalıyor.
– Cumhur İttifakı’nın işleyişini nasıl değerlendiriyorsunuz?
MHP, AK Parti’nin iktidarda kalmasına zemin hazırlayan bir unsur olarak görünüyor. İttifak içinde MHP önemli etkilere sahip.
‘DEVLET BEY SÜRPRİZLERİ’
– Devlet Bahçeli erken seçim çağrısı yapabilir mi?
Devlet Bahçeli, her an erken seçim çağrısı yapma potansiyeline sahip. Hükümetle çok ciddi görüş ayrılıkları yaşanırsa, seçim tazelemesi gerektiğini ifade edebilir.
‘ERDOĞAN KAYBETMEYE OYNAMAZ’
– Erdoğan sonrası tartışmalara ilişkin görüşleriniz nedir?
Bu tartışmalar, Erdoğan’ın karar verme yeteneğinin ciddiye alınmadığını gösteriyor. Erdoğan, seçimlerin her zaman kazanan tarafında yer almak ister.
– Kendisi yeniden aday olur mu?
Erdoğan’ın yeniden aday olabilmesi için gerekli olan şart, İmamoğlu’nun cezaevinden çıkmasıdır. Bu durum, ilerleyen süreçte siyasi meşruiyet açısından önem taşıyor.
– Bu durum, CHP tarafından mı şart koşulacak?
Hayır, bu tamamen demokratik bir uzlaşma ile mümkün olabilecek. Gerçek bir demokrasi içerisinde, seçimin meşruiyeti sağlanmalıdır.
‘AYNI FİLM TEKRARLANIYOR’
– Geçtiğimiz günlerdeki gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz, İmamoğlu ve Mansur Yavaş ilişkisi nedir?
Bugünlerdeki siyasi durum, geçmişte Erdoğan’a yapılanlarla benzerlikler taşıyor. Benzer politikalar ve uygulamalar, demokrasiyi tehlikeye atabilir.
‘BU ALGININ SEBEBİ KENDİSİ’
– 1 Ekim’deki Meclis açılışında, diğer parti liderleriyle birlikte verilen fotoğraf, nasıl yorumlanmalı?
Siyaset ve kamuoyunun bu fotoğrafa yüklediği anlamı anlayamıyorum. O fotoğraf, Erdoğan’a bir avantaj sağlayabilir. Ancak bu durumun normal olarak algılanmasını engelleyen sorunlar mevcut.
Toplumun, devlet başkanının diğer parti başkanlarıyla fotoğraf vermesini makul görmemesi, kendine özgü bir sorun. Bu durum, onun kendisini sorgulaması gerektiren bir algıdır.
– ŞU AN TÜRKİYE’NİN YAŞADIĞI EN BÜYÜK SORUN NEDİR?
Türkiye’nin en büyük sorunları arasında demokrasi ve hukukun erozyona uğraması ön planda. Bu durum tüm diğer sorunları etkileyen bir unsur haline geldi. İmamoğlu, Demirtaş ve diğerleri bu yollarla baskı altında tutuluyor. Eğer bu sorunlar çözülmezse, Türkiye gerçek bir demokrasi ve hukuk devleti olma yolunda ilerleyemeyecektir.
– TÜRKÇE’Yİ EN İYİ KULLANAN LİDER SİZCE KİM?
Ahmet Davutoğlu’nun Türkçesi oldukça etkileyici. Ayrıca, Gültekin Uysal ve Yavuz Ağıralioğlu da iyi örnekler arasında. Ancak benim için en parlak olan liderlerden biri Aydın Menderes’tir. Türkçe’yi etkili bir şekilde kullanıyordu.

PORTRE
1963 yılında Konya’da doğan Hüseyin Kocabıyık, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türkoloji Bölümü’nden mezun oldu. Ayrıca, Atılım Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde yüksek lisans yaptı. AK Parti döneminde Başbakan Başdanışmanlığı, Türk Demokrasi Vakfı Yönetim Kurulu Üyeliği gibi görevlerde bulundu. 25 ve 26. dönem İzmir Milletvekili olarak seçilen Kocabıyık, Nisan 2025’te partiden ihraç edildi.
FOTOĞRAFLAR: UĞUR DEMİR
“`