“`html
Nüfus Verilerinde Yeni Dönem: Kent ve Kır Ayrımı
Son elde edilen veriler, yalnızca nüfus yoğunluğuna dayandığı için sosyolojik analizler açısından yeterli olmayabilir. Örneğin, birçok ilçe merkezi kırsal statüde sayılabilirken, bazı köyler ise şehir konumunda değerlendirilebiliyor. Toplamda 973 ilçeden 312’si ilçe merkezi dahil kırsal olarak nitelendirilmektedir.
2013’te yürürlüğe giren büyükşehir yasası ile kentleşme oranı hesaplamamız köklü bir değişime uğramıştı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2012 yılında %77,28 olan kentleşme oranı, bir yıl içinde %91,35’e çıkmıştı. Bunun nedeni, büyükşehir statüsündeki 30 ilde beldelerin kaldırılıp, köylerin mahalle olarak tanımlanmasıydı. TÜİK, oluşan karışıklığı telafi edecek bir çözüm geliştirmezken, idari yapıya göre hesaplamalar yapmaya devam etti.
TÜİK, yakın zamanda Avrupa Birliği İstatistik Ofisi’nin (Eurostat) uygulamaları doğrultusunda yeni bir kent-kır ayrım hesaplama sistemine geçti. Bu yeni sistem, coğrafi alanlardaki nüfus yoğunluğunu temel alarak bir ayrım yapıyor. Ülke, 1 kilometrekarelik hücrelere bölündü ve her hücredeki kayıtlı nüfus ile komşu hücrelerin nüfusunu dikkate alarak kırsal ve kentsel ayrım gerçekleştiriliyor. Buna göre, yerleşim birimleri yoğun kent, orta yoğun kent ve kırsal olarak üç gruba ayrılıyor.
Nüfusun %67,50’si Yoğun Kentlerde Yaşıyor
Mevcut veri setleri, kent-kır ayrımında daha gerçekçi bir tablo sunmakla birlikte, yalnızca nüfus yoğunluğuna dayandığı için sosyolojik analizler bakımından tek başına yeterli olmayabilir. Örneğin, bu hesaplamaya göre birçok ilçe merkezi kırsal alan olarak sınıflandırılırken, bazı köyler kentsel alanlar olarak kabul ediliyor. Toplamda, 973 ilçeden 312’si kırsal statüde yer almaktadır.
Bu durum, küçük nüfuslu ve gelişmemiş illerin ilçeleri ile sınırlı kalmayıp, büyükşehir statüsündeki bazı ilçeleri de kapsıyor. Örneğin Eskişehir’in il merkezine bağlı 12 çevre ilçeden 10’u, ilçe merkezleri dahil tamamen kır statüsünde sayılmaktadır.
Çoğu İlçede Kır Statüsü Hakim
Bunun yanı sıra, Ankara, İzmir, Bursa gibi birçok büyükşehirde de benzer örneklerle karşılaşıyoruz. Büyükşehir statüsü taşımayan 51 ilde, il merkezi dışındaki ilçelerin çoğunluğu kır statüsündedir.
Nüfus yoğunluğu, ekonomik ve sosyal durum ile çeşitlilik açısından büyükşehirlerde bile çevre ilçeler çekim merkezi olamamaktadır. Nüfus artış hızlarına baktığımızda, bu durum daha belirgin bir şekilde gözlemleniyor.
Dengesiz Kentleşme Sorunu
2025 itibarıyla, 81 ilden 33’ünün nüfusu bir önceki yıla göre azalmıştır. Bu illerin çoğu Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya, Karadeniz ve Orta Anadolu’ya dağılmış durumdadır. İl merkezleri dahil toplam 973 ilçenin 612’sinin nüfusu geçen yıl azalmış, bunun 549’u ise 2024 yılında da benzer durumlar yaşamıştır.
Büyükşehir statüsündeki 30 ilde toplam 520 ilçe bulunmaktadır. Bu ilçelerden 282’si 2025 yılında nüfus kaybı yaşamıştır. Bunun yanı sıra, büyükşehir statüsü bulunmayan 51 ilde ise merkez ilçeler dahil toplam 453 ilçeden 330’unun nüfusu azalmıştır. Bu durum, nüfus kaybının daha belirgin bir şekilde büyükşehir statüsü olmayan illerde gerçekleştiğini göstermektedir.
Belde ve köy düzeyindeki nüfus hareketlerini, büyükşehir illerinde köylerin mahalle gibi kabul edilmesi sebebiyle izlemek mümkün olmamakta. Ancak, büyükşehir statüsü taşımayan 51 ildeki 453 ilçenin 402’sinde belde ve köy nüfusu 2024’e göre düşüş gösterdi. Bu da, ülke genelinde köylerdeki nüfus kaybının yaygın hale geldiğini ortaya koyuyor.
Sonuç olarak, köylerdeki nüfus kaybı derinleşerek tarımsal sorunlara yol açmaktadır. Bu durum hem ekonomik hem de sosyal dengesizlikleri beslemekte, ayrıca göç hareketlerini tetiklemektedir.
Kentleşmenin düzensiz bir yapı sergilemesi, Türkiye’nin demografik dönüşümü ile doğrudan bağlantılıdır. Ekonomik imkanların sınırlı olması, insanları köylerden illerin merkezlerine yönlendirmekte, bu da demografik eğilimleri etkileyen bir faktör haline gelmektedir.
“`