“`html
Kızıl Kurdistan ile ilgili araştırmalarını sürdüren tarihçi Dr. İsmet Konak, Kemalist yönetimin Kürtlere yönelik endişelerini belgeleyen yeni iki arşiv belgesine ulaştı. Bu belgeler, 1925 ve 1926 yıllarına ait Dışişleri Bakanlığı dokümanlarında, o dönemdeki yönetimin Kürtlerin haklarına karşı tutumunu açığa çıkarıyor.
Yeni Telgraflar Ortaya Çıktı
Dr. Konak elde ettiği belgelerle ilgili olarak şunları belirtti: “Mızrak çuvala sığmıyor. Arşiv belgelerinin açılmasıyla birlikte, o dönemin ‘suçlularının’ gerçek yüzü gün yüzüne çıkıyor. Dışişleri Bakanlığı Arşivi’nde bulduğumuz daha önceki belgeler, Ankara hükümetinin Sovyet Kürtlerini nasıl takip ettiğini ve onlara karşı duyduğu paranoyak tutkuyu açığa çıkarıyordu. Şimdi iki yeni belge daha bulmuş durumdayız,” dedi.
Kürt Cumhuriyeti Üzerine Tartışmalar
Dr. Konak, Dışişleri Bakanlığı’nın 1925 tarihli telgrafında dikkat çeken bir diğer hususun, Garabağ’da “Kürt Cumhuriyeti” kurulmasıyla ilgili endişeler olduğunu ifade etti. “Ankara yönetimi, yurtdışında yaşayan Kürtlerin cumhuriyet veya statü elde etmesini hazmedememekte ve bu durumu şiddetle kınamaktadır,” dedi.
Kürtçeye karşı yoğun bir korku ve düşmanlık söz konusu. Kürtlerin eğitim dili olan Kürtçenin yayılması, Türk devlet yapısının zan altında kalmasına yol açıyor. Bu bağlamda Kürt halkı, dillerini ve kültürel değerlerini korumak adına her türlü mücadeleyi vermekte kararlıdır.
Kürtçe Eğitim Üzerine Endişeler
Yine Dışişleri Bakanlığı’nın telgraflarında, Kürtçe eğitim veren okulların açılmasından duyulan korku ön plana çıkıyor. Yatılı okulların açılması, Türk devletini bir ‘varlık’ sorunu ile karşı karşıya bırakmış durumda. Türk ulus devleti, geçmişten beri bu tür bir korkuyu taşımaktadır.
Öğrenim Dili ve Politikalar
23 Ocak 1926’da Bakü Şehbenderliği tarafından gönderilen bir telgrafta, Karabağ’daki Kürt okullarında sadece Türkçe eğitim verileceği bilgisi verildi. Süreç içerisinde Dışişleri Bakanlığı’nın yakından takip ettiği bu politikaların, eğitim sistemi üzerinde nasıl bir etki yarattığı önem taşımaktadır.
Kürt halkı, kendi dillerinin önemini ve kültürel kimliklerini her zaman koruma çabasında olacaktır. Kürtçe eğitim hakkının tanınması, yalnızca bir dil meselesi değil, aynı zamanda kimlik mücadelesinin de bir parçasıdır.
Sonuç Olarak
Dr. Konak’ın araştırmaları, geçmişteki politikaların gün yüzüne çıkmasına yardımcı olmaktadır. Bu tür belgelerin araştırılması, tarihsel gerçeklerin anlaşılması açısından büyük önem taşımaktadır. Daha fazla bilgi ve gizli belgelerin incelenmesi, geçmişteki olayların daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır.
“`